Kürt dili, eğitimler ile yaşatılıyor

Kürtçe, verilen eğitimler ile yaşam mücadelesini devam ettiriyor. Eğitimlerin eskisinden daha güçlü bir şekilde ilerlediğini ifade eden Kürtçe öğretmeni Renas Yıldız, “Öğretmenlerimizin, bizlere bıraktığı mirası devralmak ve bunu bir sonraki nesile götürecek olmak bana büyük bir onur veriyor” dedi. UNESCO verilerine göre Türkiye’de aralarında Kürtçenin de bulunduğu 18 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kaybolmaya yakın bir dili korumak için toplumların o dili konuşabilmesi ve çocuklarına öğretebilmesi için uygun koşulların yaratılması gerekiyor. Bunun yolu ise azınlık dillerini tanıyan, koruyan ve anadilde eğitimi destekleyen politikalar oluşturmaktan geçiyor.

Türkiye’de 21 Şubat Anadil Günü nedeniyle anadil de eğitim ve kamusal alanda anadilin kullanımı ile ilgili talepler STK’lar tarafından bir kez daha dile getirildi. Bir tarafta basın açıklamaları, paneller ve farklı etkinlikler ile talepler dile getirilirken; diğer tarafta Kaybolan diller arasında yer alan Kürtçe ve eğitimleri için bir mücadele sürdürülüyor.

Kapatıldığı dönemde Kurdi-Der’de öğrenci olan ve verilen eğitimle şimdilerde kendi öğrencilerine sahip olan Renas Yıldız, Kürtçe eğitim için verilen mücadelenin önemli olduğunu belirtiyor. Her dilin önemli olduğunu ifade eden Yıldız, Anadili, ezilen halklar için yaşam mücadelesinin bir parçası olduğunu ifade ediyor.



Siz bir eğitmen olarak yok olmaya yüz tutmuş dillerden birini yaşatmak için bir mücadele veriyorsunuz? 21 Şubat Dünya Anadil Günü bugün için Kürtçe öğretmenlik yapan siz için ne anlam ifade ediyor?

Öncelikle belirtmeliyim ki ölümle burun buruna olan bir dilin, Kürtçenin eğitmenliğini yapmaktan onur duyuyorum. Bütün dünya dilleri önemlidir, değerlidir ancak ezilen halkların ve onların dillerinin önemi yaşam mücadeleleri açısından çok daha büyüktür. Özellikle 21 Şubat Dünya Anadil Günü geldiğinde sanki bugün özellikle bizim için yaratılan bir günmüş gibi, direniş günümüzmüş gibi görüyoruz. Kürt dili Türkiye’de devamlı bir şekilde devletin hedefinde ama aynı zamanda devletin kışkırttığı ırkçı gruplar da sürekli olarak Kürtleri ve Kürtçeyi hedef haline getirmektedirler. Kürtçe konuştuğu için darp edilen, saldırıya uğrayan, katledilen Kürtler için 21 Şubat günü gerçekten de dilimizi korumak onu savunmak açısından çok değerli bir gündür. Keza 15 Mayıs dünya Kürt dili günü de yine bizler için bir direnişi, mücadeleyi ifade etmektedir.  Kürtçe eğitim veren kurumlar bu günlerin önemine dikkat çekmek için genelde Kürtçe eğitimlerini tamamlayan öğrencilerin sertifikalarını bu günlerde bir törenle vermektedir. 

İstanbul Kürt Enstitüsü, Kurdi-Der gibi Kürtçe eğitim veren kurumlar, eğitimlerine devam ederken 2016 yılında yayımlanan KHK ile kapatıldı. O süreçten sonra Kürtçe eğitimler için nasıl bir süreç izlendi. Siz eğitmenler olarak neler yaptınız?

Kürtçe eğitim hiçbir zaman ülkenin politik sürecinden bağımsız bir şekilde işlemedi. Çözüm sürecinde Kürtçe üzerinde oluşan yoğun baskının biraz kalkması ile birlikte kurumlarımıza olan talep çok arttı. Hem Kürdistan’daki Kurdî-Der kurumlarında hem de İstanbul Kürt Enstitüsü’nde her dönem binlerce öğrenci eğitim görmekteydiler. Ancak çözüm süreci bittikten sonra, ülke OHAL sürecine girdikten sonra eğitim verdiğimiz alanlara yoğun bir saldırı gerçekleşti ve 2016-2017 yılları arasında neredeyse Kürtçe eğitim veren bütün kurumlar kapatıldı. 

Ben o süreçte Batman’daydım. 2018-2019 yılları arasında Kürtçe eğitime çok talep olduğunu ve asimilasyonun gittikçe arttığını görünce HDP Gençlik Meclisi’nin organizasyonu ile birlikte DBP ve HDP il, ilçe binalarını birer Kürtçe okuluna dönüştürdük. Ortak, komünal bir çalışma ile kitap temin etmeye çalıştık, dersleri sürdürmeyi başardık ancak bir süre sonra farkettik ki ders sonralarında öğrenciler, sivil polisler tarafından takip ediliyor. Çok geçmeden Emniyet, öğrencilerin ailelerini arayıp “çocuğunuz kötü mekânlara takılıyor, onu uzak tutun” şeklinde uyarılar yapıyor. Bu baskılar altında dersleri parti binalarında devam ettiremedik. Daha sonra ki süreçte Batman’da da Amed ’de diğer Kürdistan ve Türkiye kentlerinde bizler gibi Kürtçeyi yaşatmak isteyen kişilerin kurumların emeği ile Kürtçe eğitim alanları yeniden açılmaya başladı. Ben de kapatılan İstanbul Kürt Enstitüsü’nde öğrenciydim ve şimdi de Enstitünün yerini alan Kürt Araştırmaları Derneği’nde eğitim vermekteyim. Kendi hocalarımın bizlere bıraktığı mirası devralmak ve bunu bir sonraki nesile götürecek olmak bana büyük bir onur veriyor.


Kapatılmaların ardından uzun bir süre Kürtçe eğitim veren bir kurum yoktu. Geçtiğimiz yıldan bu yana yeniden Kürtçe eğitim veren Kürtçe üzerine araştırmalar yapan dernekler açıldı. Şuanda Kürtçe eğitim veren kurumlar hangileridir? Bu kurumlar eğitimlerini hangi diller üzerinde veriyor?

Üstte belirttiğim süreçten sonra Kürtçe eğitim vermek için mücadele sürdürüldü ve Batman’da Arî Dil Araştırmaları ve Kültür Derneği (ARÎ-DER), Amed ‘de Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER), Mardin’de Mardin Edebi Diller Derneği (MEDÎ-DER), Cizre’de Birca Belek Dil ve Kültür Derneği, İzmir’de Avesta Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, İstanbul’da ise Kürt Araştırmaları Derneği kuruldu. Kurumlar bütün öğretmen kadrolarıyla birlikte tekrardan canlanıp eğitim ve öğretime devam ettiler. Bahsettiğim kurumlar pandemi süreci ile birlikte onlinebir şekilde eğitimlerini hep sürdürdüler. Ancak sürecin biraz daha normale dönmesiyle birlikte tekrardan yüz yüze eğitime geçmeye başladı. Aslında kurumlarımız eskiye nazaran artık daha güçlü. Donanımlı kadrolar yetişti ve artık yetişkinler dışında çocuklar için de eğitim ve öğretim gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra sadece Kurmancî lehçesi değil, artık Soranî, Zazakî ve talep olduğunda diğer lehçelerde de eğitimler verilmektedir.

Kürtçe eğitim kursların da nasıl bir eğitim süreci oluyor, verdiğiniz eğitimleri kısaca açıklar mısınız?

İstanbul Kürt Araştırmaları Derneği bünyesinde önümüzdeki hafta içerisinde yeni dönem kayıtları başlayacak. İsteyen herkes online eğitim veya yüz yüze eğitim için kayıt olabilir. İstanbul Kürt Araştırmaları Derneği’ni arayarak veya onun sosyal medya hesapları üzerinden paylaşacağı formu doldurarak kayıt olmak mümkündür. 

Derslere başlamadan önce öğrencilerin seviyeleri ölçüyoruz. Hiç Kürtçe bilmeyenler 1. Seviye derslerine başlıyor. Kürtçe’yi belli bir noktaya kadar öğrenmiş olanlar ise 2. Seviye derslerinden başlıyor. 3 ve 4. Seviyeyi başarılı bir şekilde tamamladıktan sonra öğrenci son seviyeyi okuyor ve bitirme tezini yazarak mezun olur. Bu seviyeler de mezun olan arkadaşlarımız öğretmenlik sertifikası almaya da hak kazanır. Ancak her seviye için de ayrı ayrı sertifikalar verilmektedir. Birinci seviye A1.1 ve A1.2 olmak üzere iki aşamadan oluşur ve toplamda yaklaşık 6 ay sürmektedir. İkinci seviye 3-4 ay sürmektedir. Sonraki seviyeler ise daha uzun sürmektedir. Öğretmenlik seviyesi olan son seviye bir yıl civarında olup çeşitli derslerden oluşmaktadır. Kürt edebiyatı, Kürt tarihi, Dil bilgisi çalışmaları, Kürtçenin lehçelerine bakış vb. şeklinde derslerle öğrenciler öğretmenliğe adım atarken iyi bir eğitimden geçmiş oluyor.


Kürtçe eğitim almak isteyen ama bunu nasıl yapacağını bilmeyen insanlar için ne söylemek istersiniz. Kürtçe eğitim almak isteyenler nasıl bir yol izleyerek bu eğitimlerin bir parçası olabilirler?



Yaşadığı şehirde kurs olmadığını ve bu nedenle öğrenemediğini söyleyen çok insanla karşılaşıyoruz. Uzun bir süredir online dersler var ve herkes artık bu derslere kayıt olabilir. Bunun için İstanbul Kürt Araştırmaları Derneği’ni sosyal medya üzerinden takip etmek ve kayıt dönemlerini takip etmek gerekiyor. Bunun yanı sıra Batman’da Arî Dil Araştırmaları ve Kültür Derneği (ARÎ-DER), Amed ‘de Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER), Mardin’de Mardin Edebi Diller Derneği (MEDÎ-DER), Cizre’de Birca Belek Dil ve Kültür Derneği, İzmir’de Avesta Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, İstanbul’daise Kürt Araştırmaları Derneği’ne gidip bir çay içerek yüz yüze eğitimler ve diğer eğitim süreçleri ile ilgili bilgi alabilirler.

Haber: Mahsum Molak

Bizi Takip Edin!
Son Haberler
%d blogcu bunu beğendi: