Kılıçdaroğlu’ndan Demirtaş ve Kavala’ya destek: Boşu boşuna içeride tutuluyorlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri nedeniyle Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversitelerden ihraç edilen Barış Akademisyenleri’ni bir hafta içinde görevlerine iade edeceklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandıkları takdirde, bir numaralı kararname ile verilerin alınabileceği bir planlama örgütünü kuracaklarını ve kendi alanında yetkin 25-30 kişinin bu kuruma atanacağını belirterek buralara atama yaparken parti ayrımı gözetmeden liyakat usulüne göre tercihte bulunacaklarını ve toplumu hayal kırıklığına uğratmayacaklarını bildirdi.

Reuters’ın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “TCMB Başkanı’nın önce parlamentonun çıkardığı yasanın kendine verdiği yetkileri bilmesi lazım. Kendisine verdiği yetkilerin değil de dışardan gelen talimatın gereğini yapıyorsa o kişi Merkez Bankası başkanlığı yapamaz. TCMB’nin bağımsızlığı çok önemlidir. Sıcak siyaset TCMB’ye müdahale etmemeli; eğer ederse bugünkü tabloyla karşılaşırız. Aksi halde biz dünyada finans çevrelerine güven veremeyiz” diye konuştu. TCMB Başkanı’nın kararlar için talimatı “saray”dan aldığını ama bunları değiştireceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “İşi ehline teslim edeceksin, o işi en iyi bilen kişiyi Merkez Bankası başkanlığına getireceğiz. Para Politikası Kurulu’nu da aynı şekilde yapacağız… TCMB’nin kendine özgü bir kültürü vardır ama o kültür yerle bir edildi” dedi.

Kılıçdaroğlu sorunun sadece TCMB’de olmadığını, BDDK, SPK, Kamu İhale Kurumu ve EPDK gibi üst kurullarda da liyakat sorunları bulunduğunu ve gerekli değişiklikleri yapacaklarının altını çizdi.

Son dönemde elektrik fiyatlarında yapılan zamlarla birlikte sorunun sadece elektrik olmadığını, ülkenin yönetilememesinin bir örneği olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “(Bunların) yönetme kapasiteleri yok” dedi.

Kılıçdaroğlu, bugüne kadar hükümetin elde olan her şeyi sattığını ve elde bir şey kalmayınca ne yapacaklarını şaşırdıklarını kaydederek, “Zamları kontrolsüz şekilde yapıyorlar… EPDK dediğimiz kurum işlevsiz hale gelmiş durumda. Fiyatlara zam yapıldı, şimdi zamlar nasıl indirilecek diye hesap yapıyorlar. Konuşması gereken kurum EPDK ama konuşmuyor; Saray konuşuyor. Saray da ne diyeceğini bilmiyor… Onlar için halk önemli değil… Bu sorumsuzluk bugünkü piyasayı, kaosu yarattı ama düzelteceğiz.” Dedi.

Beş genel başkanla 28 Şubat’ta bir araya gelecekleri toplantıda, güçlendirilmiş parlamenter sistemden neyi amaçladıklarını kamuoyuyla paylaşacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, TBMM’nin göstermelik olmaktan çıkarılmasını istediklerini kaydetti. Kılıçdaroğlu, devlette liyakat sisteminin egemen olması, siyasi etik yasasının çıkarılması gibi öncelikleri olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Güçlendirilmiş parlamenter sistemle devletin yeniden inşasını düşünüyoruz; yani bir anlamda hukukun yeniden inşası. Yasama, yürütme ve yargı arasında bozulan sistemin düzeltilmesi gerekiyor… TCMB’nin bağımsızlığı, BDDK, Kamu İhale Kurumu gibi devlette liyakat sistemini önceleyen belirli kurallar getireceğiz, bu ikinci aşama. Üçüncü aşama ekonomi. Ekonomi ve sosyal politikalarla ilgili çalışmalar… Bu konularda altı parti kendi iç çalışmalarını yapacak. Partilerin arasında herhangi bir fay hattı görmüyorum, bir uyum var.” Dedi.

Anketlerde de isimleri yer alan ve bazı kesimlerce “potansiyel aday” olarak öne çıkarılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında Kılıçdaroğlu, “Onlar görevlerine devam edecek” dedi.

HDP’nin ittifaka yakınlığı, uzaklığı ya da desteği tartışmaları halen devam ederken Kılıçdaroğlu, “Şunun altını çizeyim, bugün Türkiye’de tüm siyasi partilerle görüşen tek parti biziz. Bütün siyasal partilerle ilişkilerimizi sürdürürüz. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır ve HDP saygın bir siyasal partidir; dolayısıyla da onlarla da ilişkilerimiz var” dedi.

Kılıçdaroğlu yeri geldiğinde HDP ile görüştüklerini, bundan bağımsız olarak da “Kürt seçmeni” kazanacaklarını ifade ederek,  “Onlarla (Kürt seçmenlerle) ilişkilerimiz son derece iyi… Herhangi bir sorunumuz yok. HDP ile de Kürt seçmenle de olan ilişkilerimizi demokratik standartlar içerisinde sürdürüyoruz… Diyarbakır’a gidecektim, hava muhalefeti nedeniyle gidemedim, önümüzdeki süreçte gideceğim… Beklentileri, talepleri, ihtiyaçları olabilir. Bunlar demokratik ortam içinde oturulur konuşulur ve insan hakları çerçevesinde de gereği yapılır. Avrupa’daki çeşitli karar organları tarafından alınan bazı kararların Türkiye tarafından uygulanmamasının kabul edilemeyeceğini, “Osman Kavala da Selahattin Demirtaş da hapishanede boşuna tutuluyor. Yasalara, hukuka aykırı olarak tutuluyorlar. Bir insan düşüncelerinden ötürü yargılanmamalı ve hapse atılmamalı. Eğer siz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını Türkiye’de uygulanabileceğine dair anayasamızı değiştirmişseniz, hukuk sistemini buna uygun hale getirmişseniz, ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararı ben uygulamam’ diyemezsiniz” dedi.

 

Bizi Takip Edin!
Son Haberler
%d blogcu bunu beğendi: